Ü Akdeniz Kalkınma Forumu Toplantısı, Ürdün (6-9 Ekim 2002)

TESEV, 6-9 Ekim 2002'de Ürdün'de Yapılan Akdeniz Kalkınma Forumu Toplantısına 20 kişilik bir heyetle katılıdı.

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) , Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının ortak bir programı olan Akdeniz Kalkınma Forumu'nun (Mediterranean Development Forum- MDF) yerel düzeyde işbirliği yaptığı sivil toplum kuruluşları arasında yer almaktadır.

(http://www.worldbank.org/mdf/about.html ) web sitesinde bu program hakkında geniş bilgi bulabilirsiniz.

MDF platformuna bölgedeki hükümet temsilcileri yanısıra, işdünyası, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve yüksek düzeyde uluslararası uzmanlar katılmaktadır. 1997 yılından bu yana TESEV, MDF çerçevesinde 18 ayda bir düzenlenen konferanslara atölye ve seminerler düzenlemekte ve Türkiye'den ilgili çevrelerin katılımını sağlamaktadır.

Üç gün süren forum sırasında genel oturumlar, 5 özel oturum ve 4 çalıştay gerçekleştirildi. Ayrıca işbirliğini arttırmaya yönelik toplantılar da düzenlendi. MDF4'da ele alınan temel konular, ticaret ve yatırım, işsizlik, yerel yönetimlerin güçledirilmesi ve dijital teknolojiye erişimin yarattığı bölünmenin giderilmesi idi. Diğer bölgesel konular ise yuvarlak masa toplantısı formatında gerçekleşen özel oturumlarda ele alındı. Bu toplantılar, "şirketlerin sosyal sorumluluğu" " sivil toplum ve küreselleşme", "gençlik ve gelecek için beceri kazandırma", "Ortadoğu'da cinsiyet ve vatandaşlık" ve "Ortadoğu'da medyanın rolü"ana başlıkları altında yapıldı.

Foruma katılmak üzere Türkiye'den giden heyette, Başbakanlık Hazine Müsteşar Yardımcısı Ferhat Emil, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Ali Güner Tekin, DİSK temsilcisi Tonguç Çoban, İstanbul Politakalar Merkezi Fikret Toksöz, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı yöneticisi Şengül Akçar, TUSİAD'dan Uzman Dr. Umit İzmen ile Sabancı Üniversitesi'nden Prof.Dr. Korel Göymen, Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Refik Erzen, ODTÜ Üniversitesinden Dr. Semra Aşçıgil, Uzman Yusuf Işık ve NTV'den Mehmet Binay yer aldı.

Toplantı Raporu:

Ekim ayında Ürdün, Amman'da yapılan 4.MDF uluslararası konferansında TESEV "Kurumsal Sosyal Sorumluluk" başlıklı bir oturum hazırladı. TESEV'in bu çalışması UNILEVER AŞ ve Dünya Bankası tarafından desteklendi. Workshop'tan beklenen, kurumsal sorumluluk yaklaşımının şirketlere "ne kazandırdığı" sorusuna açıklık getirmesi ve bölgedeki iş dünyasını bu tür uygulamalara teşvik etmesiydi.

Kurumsal sosyal sorumluluk temasının bölgenin kalkınması ve yabancı yatırımlara açılması açısından öneminin vurgulandığı toplantı, ağırlıkla deneyim ve fikir alışverişine olanak sağlayan bir forum olarak tasarlandı.

TESEV'in düzenlediği bu oturumdaki konuşmacılar, konuyla ilgilenen uluslararası kurumlar, şirketler, sosyal sorumluluk üzerine danışmanlık yapan kuruluşlar, iş ve sanayi örgütleri ve uzmanlar arasından seçildi.

Ürdün, Amman'da faaliyette olan Medicare şirketinin üst düzey yöneticilerinden Fawaz Shalan'ın yönettiği oturuma, konuşmacı olarak aşağıdak isimler katıldı: merkezi İngiltere'de bulunan Uluslararası İş Liderleri Forumu temsilcisi Janet Breeze; ABB Şirketi (Türkiye) Hukuk İşleri ve İnsan kaynakları Danışmanı Gülden Türktan; TUSİAD Kurumsal Yönetişim Çalışma Grubu Başkanı Haluk Alacaklıoğlu; CIPE (Center for Private Enterprise) İcra Kurulu Başkanı J.D. Sullivan ve Dünya Bankası Kurumsal Sosyal Sorumluluk uzmanı, Djordijia Petkoski .

32 kişinin katıldığı çalıştayda iki temel soruya cevap arandı: iş dünyası ne ölçüde sosyal sorumluluk bilincine sahip ve sosyal sorumluluğu bölgemizde nasıl daha fazla yaygınlaştırabiliriz ?

Toplantı şu temel varsayımdan hareket etti: günümüzde sağlıklı ve güçlü bir ekonominin göstergesi sadece şirketlerin ekonomik performansı değil, ne ölçüde sosyal ve çevresel sorumluluklarının bilincinde oldukları ve kalkınma konusuna verdikleri destektir.

Şirketlerin gerçekten sorumluluk hissederek bu sorunları çözme amacıyla mı yaklaştıkları yoksa pazarda rekabetlerini sürdürmek için mi çaba gösterdikleri mi yoksa her iki varsayımın bileşiminden hareket ederek mi davrandıklarını kesin olarak bilemeyiz. Ancak hangi noktadan hareket ederlerse etsinler ne sosyal sorumluluğu ilgilendiren konular ne de bunların yerine getirilmesi için şirketler üzerindeki baskılar kolay kolay sone erececektir.

Sosyal sorumluluk, etkisini iş dünyasının liderlerine yavaş yavaş hissettirmeye başlamıştır. Uluslararası İş Liderleri Forumu'nun yapmış olduğu bir ankete göre, 750 şirketin üst düzey yönetici sosyal paydaş gruplarının baskılarının artmasını 2000 yılı içerisinde yaşadıkları en önemli ikinci zorluk olarak ifade etmiştir.

Şirketlerin karşılaştığı zorluklar ise genellikle gelişmekte olan ülkelerin pazarlarında ortaya çıkmaktadır. Bu tür pazarlardaki altyapı eksikliği zayıf veya kötü yönetişime dönüşerek, özgürlüklerin, hakların, bilginin ve sivil toplumun eksikliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu sonuç nüfusun geniş bir kesimine yoksulluk olarak geri dönmektedir.

Gelişmekte olan ülkelerde, uluslararası ticaret sorumlu tutulur. Batı ülkeleri korumacılık, standartların düşürülmesi ve uzun dönemli yatırım yapmamakla suçlanır. Ancak unutulmaması gereken nokta, uluslararası ticaretin ana yönlendiricilerinin bu durumun devam etmesinde herhangi bir çıkarları bulunmadığıdır. Uluslararası şirketler kurumsal yolsuzluğun olduğu, şiddetli çatışmaların yaşandığı ve eğitimli-sağlıklı bir işgücünün eksikliğinin hakim olduğu pazarlarda kazanmayı bekledikleri karı elde edememektedir. Birçok uluslararası şirketin hali hazırda yerleştikleri ülkelerde uzun dönemli bir yatırım yaparak yeni pazarlar geliştirmek isteyebilecekleri de göz ardı edilmemelidir.

Gelişmekte olan ülkelerdeki özel sektöre bağlı sanayi ve ticaret odaları veya dernekleri kurumsal sosyal sorumluluğun tanıtılmasında ve uygulanmasında önemli roller oynayabilirler. Örneğin Türkiye'nin finansal sistemdeki daralma, yönetim eksikliği ve yolsuzluk bankacılık sektöründeki eksik yönetişimin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Şirketlerin ve içinde yer aldıkları pazarın daha iyi bir yönetişime olan ihtiyacı hukuki ve düzenleyeci çerçevede de hissedilmektedir. Örneğin şirketlerin %45'inde bir hissedar %50'lik oy hakkına sahiptir. Birçok örnekte ise aile üyelerinin tüm hisseleri kontrol ettiği gözlenmektedir.

Kurumsal yönetişim dahilindeki uygulamalar, hissedar haklarının yetersiz olması, bağımsız yöneticilerin eksikliği ve kurumsal yönetişim kodlarının geniş bir çerçevede kabul edilmemesi gibi konular da göz ardı edilmemelidir. Mali disiplin ve şeffaflığı sağlama çabaları, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'nun kurulmuş olması gibi 2001 yılında gerçekleştirilen reform hareketleri, Türkiye'nin yönetişime olan ihtiyacını göz önüne sermektedir. Bu ihtiyaca cevaben TÜSİAD, Yönetim Kodları ve İş Ahlakı konularında taslak metinler hazırlamıştır. Cumhurbaşkanınn ilgisi ve himayesi altında yürütülen çalışmalar çerçevesinde etkili diğer sivil toplum kuruluşları ve Dünya Bankası, IMF, OECD, Avrupa Birliği gibi uluslararası organizasyonlar ile de işbirliğine gidilmiştir. Başlangıç niteliğindeki bu çalışmalar yönetişim üzerine çalışacak bağımsız sivil toplum kuruluşuna olan ihtiyacı göstermektedir. Türkiye Kurumsal Yönetişim Derneği bu çabaların sonucu olarak Eylül 2002'de faaliyete geçmiştir. Derneğin temel amacı hem finansal hem de sosyal boyuttaki şeffaflık ve sorumluluk üzerine eğilmek olacaktır. Dernek hukuksal ve denetimsel çevredeki gelişim ve bağımsız yönetim kurullarının oluşması için lobi faaliyetlerini de yürütecektir. Bu dernek, iş derneklerinin kurumsal yönetişime olan ilgisinin bir sonucudur. Bu sonuç bizlere gelişmekte olan ülkelerde kurumsal sosyal sorumluluğun efektif bir şekilde gelişmesi için iş dünyasının nasıl hareket etmesi gerektiğini gösteren güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Kurumsal yönetişim ve kurumsal sosyal sorumluluk konuları gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde farklılık göstereceğinden dolayı her ülkenin kendisi için en uygun modeli benimsemesi daha doğru olacaktır. Başlangıçta, kurumsal yönetişim ve kurumsal sosyal sorumluluk ve yolsuzlukla mücadele birlikte yürütülebilir.

Toplantıya katılanlar aşağıdaki noktalara işaret ettiler:

Gelişmekte olan ekonomilerin kurumsal sosyal sorumluluğu yürürlüğe koymakta bazı dezavantajlar ile karşılaştıkları bir gerçektir. Bu dezavantajlar ise ekonominin yapısından kaynaklanmaktadır. Batıyla karşılaştırınca, halkın iş dünyasından beklentisi istihdam sağlaması ve vergilerin ödemesi ile sınırlıdır. Buna ilaveten, kurumsal sosyal sorumluluğun gelişimi önündeki engeller birçok ülkede varlığını göstermektedir:

  • Kurumsal sosyal sorumluluk ve kurumsal yönetişimin şirketlerin sırtında fazladan bir yük olarak görülmesi ve haksız rekabet yaratan bir unsur olarak değerlendirilmesi,
  • Uzun dönem avantajlarının açıkça anlaşılmamış olması,
  • Şirket yönetim yapılarındaki (aile şirketlerinde) ailenin - bağımsız yönetim kurulu üyelerinin eksikliği,
  • Verimli olmayan iç kontrol ve raporlama metodları,

Bütün bunların yanında, çalışanların yönetimde pay sahibi olamamaları ve hissedarlarla ilişki içinde olamamaları, kurumsal sosyal sorumluluğun gelişmesini engelleyen etmenlerdir.

Devlet düzeyinde ise, şeffaflığın ve sorumluluk anlayışının yokluğu ve yozlaşmanın yaygınlaşması, yönetim meselelerinin bir öncelik olmadığı anlamına gelmektedir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yabancı yatırım için umut verici olmayan karışık kanunlar vardır.

Enron örneği iki durumu işaret etmektedir. Öncelikle kötü örnekler yaşamlarını sürdüremez ve sistem onları dışlayacaktır. Bu sonuca bağlı olarak da, yeni ortaya çıkan şirketler bu örnekten yaralanıp aynı hataları yapmayacaklardır. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının iyi bir şekilde işlemesi özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının eşit işbirliği yoluyla başarıya ulaşabilir. Buna ek olarak her üç sektörün de ortak bir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı olmalıdır. Bu durum, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışına daha fazla açıklık gerektirecek ve hayırseverlik ile halkla ilişkiler konularının dikkatle kurumsal sosyal sorumluluktan ayırmak gerekecektir.

Ticaret ve iş dernekleri kurumsal sosyal sorumluluğun Akdeniz ve Doğu Afrika bölgesindeki gelişiminde sadece şirketlerin çabalarına bel bağlamadan kendine düşen görevleri yerine getirebilirler. Bu örgütler kurumsal sosyal sorumluluğun eğitim, standardizasyon ve tanıtım ayaklarındaki çabalara ön ayak olabilirler. Elbette bunu hayata geçiriken yerel çapta faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin tecrübelerinden de yararlanılmalıdır. Örneğin bu alanda örnek çalışmalarla liderlik yapan uluslararası şirketler bu çabalara başlangıç süresince kaynak sağlayabilirler.

Çalışma grubu katılımcıları Şirketlerin Sosyal Sorumluluğu konusunda Ürdün'deki ilk çalışma olduğunu belirtmiş, konu üzerinde çalışma ve öğrenme isteklerini de dile getirmişlerdir.

Bu toplantıdaki sunumlar, önemli web sayfalarının listesine TESEV'in web sitesinden ulaşabilirsiniz.

 
OCAK 2003

İÇİNDEKİLER


Tesev'den

Direktörden

TESEV'DEN HABERLER

  • Akdeniz Kalkınma Forumu Toplantısı, Ürdün (6-9 Ekim 2002)

  • Türk-Yunan Forumu Toplantıları, Atina (21-23 Ekim 2002), İstanbul (17-18 Aralık 2002)

  • Michael Leigh'in TESEV'i Ziyareti (15 Kasım 2002)

  • Türkiye'de Savunma Harcamaları ve Ekonomik Etkileri, TESEV (16 Kasım 2002)

  • TESEV & OBİV "Irak" Konulu Toplantı, TESEV (19 Kasım 2002)

  • Azerbaycan Ziyareti (19-22 Kasım 2002)

  • Wilton Park KurumsalVatandaşlık ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Konferansı, İngiltere (20-22 Kasım 2002)

  • TESEV İzleme Projesi

  • Demokratik Değişim Gönüllüleri

  • Ocak 2003 Tesev' in ABD Ziyareti


    Yorumlarınız için:
    bulten@tesev.org.tr

    Bülten'in düzenli olarak Mail ile adresinize gelmesini dilerseniz

    e-mail adresinizi aşağıya giriniz.